Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, müşterinin karar vermeden önce aradığı bilgiyi sayfaya yerleştirir: her gün değişen bilgi, hava yüzünden iptal olursa ne yapılacağı, fiyatın kişi başı mı günlük mü olduğu ve beden ile numara seçtiren tablo.
Site İçi SEO Her Gün Değişen Bilgiyi (Günün Menüsü, Açık Pistler, Bugünkü Saatler) Sayfanın Neresine Koyar?
Erzurum merkezde bir esnaf lokantası, günün yemeklerini her sabah tebeşirle bir tahtaya yazar; tahtanın fotoğrafını da sosyal medya hesabında paylaşır. Lokantanın sitesindeki “Menü” sayfası ise geçen kıştan kalmadır; orada yazan yemeklerin yarısı bugün ocakta yoktur. Öğle arasında “bugün ne var” diye bakan memur siteyi açar, eski listeyi okur. Site içi SEO önce şunu sorar: bir gün yaşayan bilgi, sayfanın neresinde durmalıdır?
Kimi bilgi yıllarca değişmez: lokantanın adresi, otelin oda türleri. Kimi bilgi ise bir gün yaşar: bugünün yemekleri, bu sabah açık olan pistler, hava bozduğu için değişen kapanış saati. İkisi aynı sayfaya, aynı biçimde yazılınca günlük olan kalıcının içinde kaybolur ya da eskidiği hâlde orada kalır. Günlük bilgiye, sayfada kendine ait ve her gün yenilenen bir yer ayrılır: günün kutusu.
Günün kutusunun yeri sabittir: ait olduğu sayfanın en üstünde, başlığın hemen altında. Günün yemekleri menü sayfasının tepesinde durur; açık pistler pist sayfasının. Haberler ya da duyurular listesine gömülmez; orada ertesi gün yeni bir satırın altında kalır. Kutunun içinde iki şey hep yazılıdır: bilginin günü ve girildiği saat. Tarihsiz bir “bugün” sözü, yarın da bugün demeyi sürdürür.
Kutuyu kimin, saat kaça kadar dolduracağı baştan bellidir: lokantada tahtayı yazan kişi, öğle servisinden önce. Kimse doldurmadığı gün ne görüneceği de önceden kararlaştırılır. İki yol vardır: dünün bilgisi, dünün tarihiyle birlikte kalır; ya da kutu boşalır ve yerinde “bugünün listesi henüz girilmedi” yazar. Olmayacak tek şey, eski bilginin tarihsiz durmasıdır. Kutu yazıdır, fotoğraf değil; tahtanın fotoğrafı yanına eklenebilir, yerini tutmaz.
Kalıcı sayfa kutunun altında yerinde durur: lokantanın pişirdiği bütün yemeklerin listesi, pistlerin adları ve zorlukları, olağan çalışma saatleri. Bunun bir nedeni de aramadır. Arama motoru sayfanıza her gün uğramayabilir; sonuç listesinde adınızın altındaki satırda dünün yemeği görünebilir. Bunu büsbütün önleyemezsiniz; yapılabilecek olan, kalıcı bilgilerin doğru olmasıdır. Arayan kişi dünün çorbasını görse bile adres, saat ve telefon onu yanıltmamalıdır.
Pahalı bir düzen gerekmez; her sabah yazılan tek satır, kimsenin beslemediği bir sistemden çok iş görür. Karlı bir sabah yol açılmadan önce bir araç o yoldan geçer; şoför kapalı ve buzlu yerleri deftere yazar. Site içi SEO çalışmasına biz de böyle bir seferle başlarız: sitenizde, dışarıdan ve şifre sormadan yapılan ücretsiz deneme seferiyle. Sayfalarda tarihsiz kalmış her “bugün” o seferde görünür.
Hava Yüzünden İptal ya da Erteleme Olursa Ne Yapılacağı Sayfada Nerede Yazmalıdır?
Dört kişilik bir aile, cumartesi günü için Narman’daki kaya oluşumlarına rehberli bir günübirlik yürüyüş ayırtır; kaporayı da yatırır. Cuma gecesi kar yağar, yol kapanır. Baba telefonuna bakar: rehber mi arayacak, kendisi mi aramalı? Yürüyüş başka güne mi kalacak, para mı dönecek? Rehberin sitesini açar; fiyat, güzergâh, fotoğraflar yerindedir. Hava bozarsa ne olacağına dair ise tek satır bulunmaz.
Karın, sisin ya da rüzgârın karar verdiği işlerde iptal kuralı, satılan şeyin bir parçasıdır. Kayak dersi, rehberli yürüyüş, açık havada çekim, ilçeye servis: hepsinde müşteri iki şey satın alır; biri hizmettir, öteki hava izin vermediğinde ne olacağının bilgisi. Bu bilgi rezervasyondan sonra gelen küçük harfli bir yazıda değil, rezervasyondan önce okunan sayfada durmalıdır. Sonradan okunan kural, müşteriye sürpriz gibi gelir.
Kural üç soruya cevap verir. Kim karar verir: rehber mi, müşteri mi, yolu açan kurumun duyurusu mu? Karar en geç ne zaman verilir: bir gün önce akşam mı, sabah yola çıkmadan mı? Müşteriye nasıl haber verilir: telefonla mı, mesajla mı, yoksa müşterinin kendisi mi sitedeki günlük duyuruya bakmalıdır? Bu üç cevap yazılı değilse cuma gecesi iki taraf da ötekinin aramasını bekler.
Sonra seçenekler gelir ve genel sözlerle yazılır: yürüyüş başka bir güne alınabilir mi, müşteri gün seçebilir mi, uygun gün çıkmazsa ödenen para döner mi? Kapora ayrıca anılır; çünkü en çok kırgınlık oradan doğar: kapora başka güne mi sayılır, geri mi verilir, hangi durumda verilmez? Hava açık olduğu hâlde müşterinin gelmemesi ile hava yüzünden yapılamayan iş, sayfada iki ayrı cümleyle ayrılır.
Yeri fiyatın yanıdır: müşteri parayı gördüğü satırın altında, o paranın hava bozduğunda ne olacağını da okur. Aynı cümleler onay iletisinde yinelenir. Dil yalındır; “mücbir sebep” gibi hukuk sözleri yerine “yol kapanırsa” denir. Kuralın tamamı kendi sayfasında durur ve her hizmet sayfası oraya bağlanır. Bu sayfa aramada da iş görür: yer ayırmadan önce “kar yağarsa iptal olur mu” diye soran çoktur.
Verilemeyecek söz yazılmaz: havanın açacağını da yolun öğlene kadar açılacağını da kimse bilemez; sayfa yalnızca sizin ne yapacağınızı söyler. Tüketici hakları gibi konularda son sözü bir hukukçu söyler. Site içi SEO deneme seferinde, iptal kuralı bulunmayan her rezervasyon sayfası bir buzlanmadır: müşterinin kaydığı buzlu yer. Buzlanmanın üç notu olur: nerede durduğu, kimin ayağını kaydırdığı, hangi ayın tuzlama listesine girdiği.
Fiyatın Kişi Başı mı, Günlük mü, Takım mı Olduğu Sayfada Nasıl Belli Edilir?
Pist yolundaki bir pansiyonun sitesinde “oda” sözcüğünün yanında tek bir rakam yazar. Üç çocuğuyla hafta sonu için yer arayan bir baba, rakamı odanın bir gecelik bedeli sanır ve hesabını ona göre yapar. Resepsiyonda rakamın kişi başı olduğunu öğrenir; hesap birkaç katına çıkmıştır. Pansiyon yalan söylememiştir; yalnızca rakamın neyin karşılığı olduğunu yazmamıştır. Baba odayı tutar, ama dönüşte yorumunu da yazar.
Her fiyatın bir dayanağı vardır: rakam neyin karşılığıdır? Kişi başı mı, oda başı mı, yatak başı mı? Saatlik mi, yarım günlük mü, günlük mü? Tek parça için mi, takım için mi? Bir grup için yazılmışsa en çok kaç kişilik grup? Satan kişi için cevap o kadar açıktır ki yazmayı gerekli görmez. Okuyan ise boşluğu kendi işine gelen biçimde doldurur.
Dayanak, rakamın yanında her seferinde yazılır; sayfanın tepesine bir kez yazılıp bırakılmaz. Okur sayfayı baştan sona okumaz, gözü doğrudan rakama gider; “fiyatlarımız kişi başıdır” notu üç ekran yukarıda kalmışsa yok hükmündedir. Takım fiyatında takımın içi sözle sayılır: kayak, ayakkabı ve sopalar takımdadır; kask ve gözlük ayrı mıdır? “Tam takım” demek yetmez; iki dükkânın tam takımı aynı şeyi içermez.
Dayanağın yanında üç bilgi daha durur. Çocuk fiyatı: kaç yaşa kadar çocuk sayılır, ücret alınmayan yaş var mıdır? Kapora ya da depozito: ne kadarı önceden istenir, kiralanan takım geri gelince ne olur? Ek kalemler: kahvaltı, ısıtma, otopark, pistlere servis fiyatın içinde midir? Bunların her biri, yazılmadığında resepsiyonda ya da kasada söylenir; orada söylenen her ek, müşterinin gözünde sonradan çıkarılmış bir bedeldir.
En açıklayıcısı, sözle kurulmuş tek bir örnektir: “İki yetişkin ve bir çocuk iki gece kalırsa yetişkin fiyatı dört kez, çocuk fiyatı iki kez sayılır.” Rakam yazmadan da hesap gösterilebilir. Dayanak sitenin her sayfasında aynı olmalıdır: oda sayfasında kişi başı, kampanya sayfasında oda başı yazan site okuru şaşırtır. Harita kaydına ya da ilan sitelerine fiyat yazıyorsanız orada da aynı dayanak durur.
Resepsiyonda çıkan bir yanlış anlama kolayca bir yoruma dönüşür; yorum da sayfanızdan uzun yaşar. Dayanağı yazılmamış fiyatlar tuzlama listesine girer: her ayın işlerini sıralayan, önce sizin onayınıza sunulan liste. Onaylamadığınız işe dokunulmaz. Site içi SEO işlerinde sıra kısa bir kurala bağlıdır: önce ana yol. En çok okunan fiyat sayfası ana yoldur; kampanya ve arşiv sayfaları gibi ara sokaklara ondan sonra girilir.
Beden, Numara ve Boy Seçtiren Bir Kiralama Sayfasında Tablo Okura Nasıl Yol Gösterir?
Kayağı ilk kez deneyecek biri, evden çıkmadan kayak ayakkabısını internetten ayırtmak ister. Kiralama sayfası ondan bir numara seçmesini bekler; açılan listede alt alta dizilmiş, ona hiçbir şey söylemeyen rakamlar vardır. Kendi ayakkabı numarası listede yoktur. Bir tahminde bulunur ya da sayfayı kapatıp “orada bakarız” der. İkisinde de sayfa, satışı elinde tutacak tek soruyu cevapsız bırakmıştır: ben hangisini seçeceğim?
Kiralama ve giyim sayfaları müşteriden çoğu zaman onun bilmediği bir dilde seçim ister. Kayak ayakkabısında numara genellikle ayağın uzunluğuna göre verilir; kayağın boyu kişinin boyuna ve deneyimine göre seçilir; kask baş çevresiyle, mont bedenle sorulur. Dükkândaki görevli bunları bir bakışta çözer. Sitede görevli yoktur; onun yerini bir tablo tutar. Tablo yoksa müşteri ya yanlış seçer ya da hiç seçmez.
İyi bir beden tablosunun iki yanı vardır. Bir yanda müşterinin bildiği şey durur: gündelik ayakkabı numarası, boyu, kilosu. Öteki yanda seçmesi gereken şey: sayfadaki listede hangi satıra dokunacağı. Tablo gerçek yazıdan kurulur, fotoğrafı çekilmiş bir çizelgeden değil; yazı telefonda büyütülür, içinde aranır, sesli okuyan programlarca okunur. Rakamın neyle ölçüldüğü sütun başlığında durur: santimetre mi, kilo mu? Birimsiz rakam yine bir bilmecedir.
Tablonun üstüne iki cümlelik bir ölçme tarifi konur: “Çıplak ayakla bir kâğıdın üstüne basın, topuğunuzu duvara dayayın. En uzun parmağınızın ucunu işaretleyip duvara olan uzaklığı cetvelle ölçün.” Bu kadarı yeter; müşteri evinde, yola çıkmadan doğru satırı bulur. Çocuklar için tablo yaşa göre değil, boya göre kurulur; aynı yaştaki iki çocuk arasında bir karış fark olabilir. Yaş, yalnızca yardımcı bir nottur.
Sayfa bir korkuyu da giderir: yanlış seçersem ne olur? Cevabı tek cümledir ve tablonun altında durur: “Seçtiğiniz numara uymazsa teslim sırasında, tezgâhta değiştirilir.” Bu cümleyi okuyan müşteri tahmin etmekten çekinmez. Tablonun yeri de önemlidir: ayrı bir sayfada, menünün derininde değil, numarayı soran kutunun tam yanında açılır. “Numaramı nasıl bulurum?” bağlantısı, sorunun sorulduğu yerde durmalıdır; müşteri cevabı aramaya çıkmaz.
Yazıyla kurulmuş bir tabloyu arama motoru da okuyabilir; “kayak ayakkabısı kaç numara seçilir” gibi bir aramada sayfanız cevap olarak gösterilebilir, bunun sözü ise verilemez. Sitenizin adresini bize yollayın; sayfalarınızda ücretsiz bir deneme seferine çıkalım. Site içi SEO çalışması başlarsa ay sonu yol bülteni elinize ulaşır: tuzlanan buzlanmalar hangileri, yol nereye kadar açıldı, sırada ne var; hepsi yalın sözlerle.
Lokantamda günün yemeklerini sabah telaşında siteye girecek kimsem yok; tahtanın fotoğrafını koymak hiç yoktan iyi değil mi?
Hiç yoktan iyidir; ama fotoğraftaki yazıyı arama motoru da zayıf bağlantıdaki telefon da kolay okumaz. Daha kolay bir yol deneyin: sitenin yönetim ekranında yalnızca o kutuyu açan kısa bir bağlantı hazırlatın; yemekleri telefondan, virgülle ayırarak tek satır yazın. Kısa sürer. Fotoğrafı da altına ekleyebilirsiniz; tarih kendiliğinden yazılsın.
Rehberli yürüyüşlerimde iptal kararını sabah yola bakıp veriyorum; sayfaya “en geç bir gün önce” yazamam, ne yazmalıyım?
Gerçekte ne yapıyorsanız onu yazın: “Kararı yürüyüş sabahı, yola bakarak veririz ve en geç şu saatte kayıtlı numaranıza mesaj atarız.” Müşteri o saate kadar yola çıkmaması gerektiğini bilir. Uzak ilçeden gelecekler için bir cümle daha ekleyin: erken yola çıkacaksanız bir gün önce arayın, o günkü tahmini birlikte konuşalım.
Odalarım üç ve dört kişilik; fiyatı oda başı yazınca tek gelen pahalı buluyor, kişi başı yazınca kalabalık aile; hangi dayanağı seçmeliyim?
Misafirlerinizin çoğu nasıl geliyorsa onu seçin: aileler ağırlıktaysa oda başı, tek gelenler ağırlıktaysa kişi başı. Öteki durumu altına sözle bir örnekle gösterin: dört kişi kalan bir aile için odanın bedeli dörde bölünür. Hangisini seçerseniz seçin, dayanağı her rakamın yanına yazın; yanlış anlaşılan fiyat, yüksek görünen fiyattan daha çok kırgınlık bırakır.
Kiralama dükkânımda numarayı zaten tezgâhta deneterek veriyorum; internetten yer ayıran müşteriye numara seçtirmesem olmaz mı?
Olur; o zaman sayfa bunu açıkça söylesin: “Numaranızı dükkânda deneyerek seçeceksiniz; şimdi yalnızca günü ve kişi sayısını bildirin.” Yine de boy ve gündelik ayakkabı numarasını soran iki kutu işinizi kolaylaştırır: kalabalık bir sabah hangi boylardan kaç takım ayıracağınızı önceden bilirsiniz. Zorunlu tutmayın; bilmeyen boş bırakabilsin.