Anasayfa › Web Tasarım
Web Tasarım
Web tasarım, sayfanın dışarıda, soğukta ve aceleyle de kullanılabilmesine çalışır: karda ve güneşte okunan ekran, yer boşalınca haber veren düğme, kişi ve gün sayısına göre toplamı gösteren hesaplayıcı ve sayfayı yoran süs efektleri.
Web Tasarım Karda ve Güneşte Bakılan Bir Ekranda Sayfanın Okunmasına Nasıl Çalışır?
Parlak bir kış öğlesinde, pistlerin eteğinde biri telefonunu çıkarır; ders almak istediği kayak öğretmeninin numarasını sayfasından okuyacaktır. Sayfa zariftir: beyaz zemin, üstünde ince, açık gri harfler. Karın parlaklığı ekrana vurur; cam bir aynaya döner. Adam elini siper eder, telefonu çevirir, sırtını güneşe döner. Numarayı çıkaramaz. Web tasarım, ekrana masa başında değil, böyle bir ışıkta bakıldığında sayfanın okunup okunmadığını da hesaba katar.
Tasarımcı sayfayı loş bir odada, parlak bir ekranda çizer; müşteri ise çoğu zaman sokakta, durakta, arabanın içinde, güneşin altında okur. Erzurum ilinde buna uzun kış eklenir: yer aylarca beyazdır ve kar, güneşi yukarıdan olduğu kadar yerden de göze yollar. Böyle bir ışıkta ekranın kendi parlaklığı yetmez; soluk renkler birbirine karışır, ince çizgiler kaybolur. Odada zarif duran sayfa dışarıda boş görünür.
Parlak ışıkta ayakta kalan şey karşıtlıktır: harfin zeminden ne kadar koyu ya da açık durduğu. Uzun yazılar için çoğu zaman en güvenlisi, açık zemin üstünde koyu harftir. Harf biraz kalın ve biraz iri tutulur; incecik çizgili yazı tipleri ilk kaybolanlardır. Düğmenin belirgin bir kenarı ve dolu bir rengi olur; yalnızca soluk bir çerçeveden ibaret düğme, karda bakılan ekranda düz yazıdan ayırt edilmez.
İki alışkanlık dışarıda bedelini ödetir. Biri, fotoğrafın üstüne yazı bindirmektir: karın, göğün ya da açık renkli bir duvarın üstüne düşen beyaz harf, ışıkta fotoğrafla birlikte silinir. Öteki, anlamı yalnızca soluk bir renge yüklemektir: dolu günleri açık pembe, boş günleri açık yeşil gösteren bir takvim güneşte tek renk görünür. En güçlü karşıtlık en önemli bilgilere ayrılır: telefon, adres, saatler, fiyat.
Denemesi için alet gerekmez: öğle vakti telefonunuzu alıp dışarı çıkın, ekran parlaklığını yarıya indirin ve kendi sitenizde telefon numaranızı, fiyatınızı, kapanış saatinizi okumaya çalışın. Okuyamadığınızı müşteriniz de okuyamaz. Karşıtlık ölçülebilir de: iki rengin kodu yazıldığında aralarındaki farkı sayıyla söyleyen ücretsiz araçlar vardır. Bu özenden yalnızca kardaki okur yararlanmaz; akşam gözü yorulmuş olan da, yaşını almış okur da aynı sayfada rahat eder.
Bir sayfanın dışarıda okunup okunmadığı, sitenin içine girmeden de görülür. Kışın bir yol trafiğe verilmeden önce bir sürücü o yoldan geçer; geçit vermeyen yeri de buzu da yazar. Web tasarım işine başlamadan önce biz de sitenizde böyle bir deneme seferi yaparız: müşterinin aramadan telefona giden yolunu, onun gibi dışarıdan süreriz. Şifre istenmez; deneme seferi ücretsizdir.
“Haber Ver” Düğmesi: Yer Boşalınca ya da Açılınca Bildirim İsteyen Ziyaretçi Nasıl Karşılanır?
Erzurum merkezde bir yüzme ve spor merkezinin hafta sonu çocuk kursları eylül bitmeden dolar. Kurs sayfasına ekimde giren bir anne tek bir söz okur: “Kontenjan doldu.” Altında başka bir şey yoktur. Anne sayfayı kapatır; yeni dönem açıldığında aklına gelirse yeniden bakacaktır. Sayfada küçük bir “haber ver” düğmesi olsaydı numarasını bırakırdı; merkez de yeni dönemin ilk öğrencisini aramadan bulmuş olurdu.
Bir şey dolduğunda, tükendiğinde ya da henüz açılmadığında sayfa çoğu zaman ziyaretçiye kapıyı gösterir: “doldu”, “stokta yok”, “yakında”. Oysa o an sayfaya gelen kişi, sattığınız şeyi istediğini zaten söylemiştir. Ona sorulacak tek soru şudur: yer açılınca size haber verelim mi? Evet diyen, aradığını başka yerde bulmadıysa geri gelir. Hayır diyen de bir şey yitirmez; sayfa ona bir seçenek sunmuştur.
Düğmenin arkasında üç şey bulunur. Tek bir kutu: telefon numarası ya da e-posta adresi; ikisi birden değil, ad, soyad, doğum günü hiç değil. Tek bir cümle: ne gönderileceğini ve kaç kez gönderileceğini söyler: “Bu kursta yer açıldığında size bir kez mesaj atacağız.” Bir de açık sözlerle alınmış onay: ziyaretçi numarasını bu iş için bıraktığını bilir ve kutuyu kendi eliyle işaretler.
Dördüncü şey sayfada görünmez ama işin kendisidir: haberi gerçekten göndermek. Bir kez ve doğru anda: yer açıldığı gün, açılmadan haftalar önce ya da dolduktan sonra değil. Karşılığında elinize değerli bir liste geçer: sattığınız şeyi isteyip alamamış kişilerin listesi. Yeni dönemi açarken ilana, broşüre başvurmadan önce onlara yazarsınız. Kaç kişinin beklediğini görmek, ikinci bir grup açıp açmamaya karar verirken de işe yarar.
Üç hata bu düğmeyi boşa çıkarır. Çok şey sormak: beş kutulu bir form, haber isteyen kişiyi kaçırır. Hiç göndermemek: numarasını bırakan kişi yerin açıldığını başkasından duyarsa size bir daha güvenmez. Numarayı başka iş için kullanmak: yer haberi için bırakılan numaraya kampanya mesajı atılmaz. Ticari ileti göndermek çoğu durumda önceden alınmış izne bağlıdır; ayrıntısını bir hukukçuya sorun, burada yazılanlar hukuki tavsiye sayılmaz.
Düğmeye basan kişi sonra ne olacağını da görmelidir: “Numaranız kaydedildi. Yer açıldığı gün size tek bir mesaj gelecek; başka bir şey gönderilmeyecek.” Bu ekran yoksa ziyaretçi düğmenin çalışıp çalışmadığını bilemez. Web tasarım deneme seferinde, “doldu” deyip ziyaretçiyi eli boş çeviren her sayfa bir buzlanma sayılır. Üç notu vardır: hangi ekranda, kimi kaydırıyor, hangi ayın listesiyle tuzlanacak.
Kişi ve Gün Sayısına Göre Toplamı Gösteren Küçük Bir Hesaplayıcı Sayfaya Ne Katar?
Palandöken’de kayak malzemesi kiralayan bir dükkânın sitesinde fiyatlar altı satırlık bir tabloda durur: kayak takımı, çocuk takımı, kask, mont, gözlük, kızak; yanlarında günlük bedeller. Tablo eksiksizdir. Yine de telefon gün boyu aynı soruyla çalar: “Dört kişiyiz, üç gün kalacağız, ne tutar?” Dükkân sahibi her seferinde hesabı telefonda, müşteri beklerken yapar. Müşterinin istediği fiyat listesi değildir; kendi durumunun toplamıdır.
Fiyat birkaç seçime bağlıysa sayfa bu seçimleri ziyaretçiye yaptırabilir ve toplamı kendisi gösterebilir: kaç kişi, kaç gün, kask ile mi kasksız mı? Buna küçük bir hesaplayıcı diyelim: birkaç kutu ve altında değişen tek bir rakam. Ziyaretçi çarpma yapmaz, tabloda satır aramaz; kendi sayılarını girer, sonucu okur. Toplamı gören kişi karar vermeye, tabloyu okuyup telefon açmak zorunda kalan kişiden daha yakındır.
İyi bir hesaplayıcı azla yetinir. Kutu sayısı üçü, dördü geçmez; her kutu makul bir değerle açılır: iki yetişkin, bir gün. Ziyaretçi bir sayıyı değiştirdiğinde toplam o anda değişir; ayrıca bir “hesapla” düğmesine basması, sayfanın yeniden yüklenmesini beklemesi gerekmez. Toplamın yanında hesabın dayanağı sözle yazar: “dört kişi, üç gün, kişi başı günlük takım bedeli üzerinden.” Rakamı gören, neyin toplandığını da görür.
Toplamın altına, içinde olmayanlar yazılır: depozito, eldiven ve gözlük gibi ayrıca kiralananlar, otele teslim bedeli. Yazılmayan her kalem tezgâhta sürprize dönüşür. Sonra tek bir düğme gelir: “Bu seçimle yer ayırt.” Düğme, ziyaretçinin girdiği kişi ve gün sayısını soru formuna kendisi taşır; müşteri aynı sayıları ikinci kez yazmaz, dükkân da gelen mesajda neyin sorulduğunu ilk satırda okur.
Hesaplayıcı tablonun yerine geçmez; yanına gelir. Tablo sayfada kalır: aracı kullanamayan, kullanmak istemeyen ya da yalnızca tek bir kalemin bedeline bakacak olan ziyaretçi oradan okur. Fiyatlar hesaplayıcının arkasına saklanmaz; arama motoru da yazıyı tablodan okur. Aracı sınamanın yolu basittir: son bir ayda telefonda duyduğunuz beş gerçek soruyu sırayla girin. Beşinin de cevabı doğru çıkıyorsa araç işini görüyordur.
Böyle bir araç üç işi birlikte ister: kutuların yanındaki sözler yazılır, yerleşimi çizilir, hesabı kodlanır. Bizde yazı da çizim de kod da tek ekibin işidir. Araç, tuzlama listesinin bir satırı olarak önünüze gelir; siz onaylamadan yapımına başlanmaz. Web tasarım tarafında da kural aynıdır: önce ana yol. Müşterinin en sık sorduğu toplamı gösteren hesap ana yoldur; süsü ve ek seçenekleri sonraya kalır.
Sayfaya Kar Yağdıran ve İmleci Süsleyen Efektlerin Bedelini Kim Öder?
Aralık ayında bir hediyelik eşya dükkânı, sitesinin her sayfasına kar yağdırır: ekranın tepesinden beyaz taneler süzülür, ürünlerin ve düğmelerin üstünden geçip aşağı iner. Dükkân sahibi yeni telefonunda bakar, beğenir. Birkaç yıllık bir telefonda ise sayfa kaydırılırken takılır, parmağın gerisinde kalır. “Sepete ekle” düğmesi tanelerin arkasındadır; dokunmak isteyen müşteri iki kez ıskalar. Kar güzeldir; satışın önüne yağmaktadır.
Mevsimlik süsler çoğu zaman tek satırlık bir kodla ya da siteye sonradan eklenen hazır bir parçayla gelir: yağan kar, imlecin, yani ekrandaki fare okunun ardında kalan ışıklı iz, her tıklamada çıkan ses. Eklemesi birkaç dakikadır; kaldırması çoğu zaman unutulur. Bahar geldiğinde hâlâ kar yağdıran, yazın yılbaşı süsü taşıyan siteler bu yüzden vardır. Süsün bir bedeli olduğu ise hiç konuşulmaz.
Bedeli önce eski telefonlar öder. Ekranda sürekli kımıldayan her tane için cihaz durmadan hesap yapar: pil çabuk biter, telefon sıcaklaşır, kaydırma takılır. İkinci olarak, hareketli görüntüden rahatsız olan kişiler öder. Birçok telefonda ve bilgisayarda “hareketi azalt” anlamına gelen bir ayar bulunur; kullanıcı bunu açarak cihazına sakin ekran istediğini söyler. Bir site bu isteği okuyabilir ve süsü o ziyaretçi için kendiliğinden kapatabilir.
Üçüncü ödeyen, bir düğmeye dokunmaya çalışan herkestir. Tanelerin aktığı şeffaf örtü çoğu zaman sayfanın en üstünde durur; kötü kurulmuşsa altındaki düğmeye giden dokunuşu da kesebilir. İmlecin ardındaki iz, bağlantının tam nerede olduğunu gizler. Dördüncü ödeyen sayfanın hızıdır: süsün kodu genellikle dışarıdaki bir adresten yüklenir ve sayfanın açılışına kendi ağırlığını ekler. Hız da arama motorunun baktığı şeyler arasındadır.
Süs yine de isteniyorsa beş kuralla istenir. Yalnızca anasayfanın tepesinde durur; ürün ve ödeme sayfalarına inmez. Düğmelerin ve yazının üstünden geçmez. Birkaç saniye sonra kendiliğinden durur. Cihazı az hareket isteyen ziyaretçide hiç başlamaz. Kaldırılacağı gün, eklendiği gün takvime yazılır. Çoğu zaman aynı işi durağan bir görsel de görür: karlı bir vitrin fotoğrafı ya da başlığın köşesine çizilmiş birkaç kar tanesi.
Süsün sitenizde neye mal olduğu, eski bir telefonla dışarıdan bakılınca görülür. Site adresinizi tek satırla iletin; sitenizde, yolun dört kesimini kapsayan deneme seferini ücretsiz yapalım: sayfaların teknik hâli, içerikleri, sizden başka sitelerde nasıl söz edildiği ve haritadaki kaydınız. Web tasarım çalışmasına geçilirse ay sonlarında yol bülteni alırsınız; yalın sözlerle yazılır. Yol belli aralıklarla bir daha sürülür; iki seferin notları karşılaştırılır.
Sayfamdaki telefon numarası fotoğrafın üstünde beyaz harflerle duruyor ve çok beğeniyorum; karda okunmuyorsa fotoğraftan mı vazgeçmeliyim?
Fotoğraftan değil, yazının yerinden vazgeçin. Numarayı fotoğrafın altına, düz ve açık bir zemine koyu harflerle taşıyın; fotoğraf olduğu gibi kalsın. Yazı mutlaka karenin üstünde duracaksa arkasına koyu, dolu bir şerit koydurun; yarı saydam şerit parlak ışıkta yetmeyebilir. Sonra öğle vakti dışarı çıkıp numarayı kendi telefonunuzdan okumayı deneyin.
“Haber ver” düğmesine numara bırakan olmuyor; insanlar numarasını vermekten mi çekiniyor, yoksa düğmeyi mi görmüyor?
İkisi de olabilir; sırayla bakın. Düğme “doldu” yazısının hemen yanında mı, yoksa sayfanın dibinde mi? Yanındaki yazı, hangi haberin kaç kez geleceğini açıkça söylüyor mu? Numara yerine e-posta bırakma seçeneği var mı? Bir de kendiniz deneyin: düğmeye basınca ne olduğunu görün. Kimi düğme, arkasındaki form çalışmadığı için boş kalır.
Hesaplayıcıyı siteme koydurursam telefonlar azalır mı; müşteriyle konuşma fırsatını yitirmiş olmaz mıyım?
Azalması beklenen, yalnızca “ne tutar” diye soran telefonlardır; onlar zaten konuşma değil, hesap isteyen aramalardı. Toplamı görüp arayan müşteri kararına daha yakındır ve sorusu başka olur: hangi gün, hangi saat, takım otele gelir mi? Aracın altına telefon numaranızı ve “sorunuz varsa arayın” cümlesini koyun; konuşmak isteyen yine arar.
Kar efektini yalnızca yılbaşı haftasında, bir haftalığına açmak istiyorum; bu kadar kısa süre için de aynı kurallar geçerli mi?
Geçerli; çünkü o hafta sitenizin en çok ziyaret aldığı hafta olabilir. Efekti yalnızca anasayfanın tepesine koydurun, birkaç saniyede dursun, az hareket isteyen cihazda hiç başlamasın. Eklerken kaldırılacağı günü de belirleyin ve kodu kimin sökeceğini yazın. Açmadan önce eski bir telefonda sepete ürün eklemeyi deneyin; takılıyorsa durağan bir görselle yetinin.